Search your favorite song for free

1. Ben unutmak istiyorum lan! (Behzat Ç)

Ben unutmak istiyorum lan! (Behzat Ç)

Benim çok güzel bir kızım vardı. Küçücüktü. Canım ne zaman sıkılsa onu düşünürdüm. Şu dünyada cinayetle uğraşmak dışında üşenmediğim tek şey Berna'nın saçlarını taramaktı. Berna öldü. Şule geldi. Bir gün bana ne dedi biliyon mu Şule? Unutmak kelimesi undan çıkmış. Bildiğimiz un yani hamur işi. Öyleymiş. Unutmak için un ufak etmek gerekiyormuş. Birini bütün olarak unutamazmışsın zaten, öyle pat diye unutamazmışsın. Yavaş yavaş, yavaş yavaş unuturmuşsun. Gözleri, kaşı, burnu..Öyle kulağı, sesi..Yavaş yavaş. Unuttuğun zamanda o kişi olmazmış. Hatırlamazmışsın. Sonra unuttuğunu unuturmuşsun. Ben unutmak istiyorum lan! Her gün ne zaman unutucam diye soruyorum ben kendime. Her sorduğum zaman da her şeyi yeniden hatırlıyorum ben. Daha net. Unutamıyorun ben.. kaynak; Tolga A. & Aras / https://soundcloud.com/tga120

nothing at of , which is


2. Olmak ya da Olmamak ( Beş Kardeş Edit)

Olmak ya da Olmamak ( Beş Kardeş Edit)

Altyapı; KUAN - VAR Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü. Çünkü, o ölüm uykularında Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanları? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini. Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar Yollarını değiştirip bu yüzden Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar. W. Shakespeare / Hamlet

nothing at of , which is


3. Abdurrahim Karakoç - Mihriban (Kendi Sesinden / Türkü ; Şükriye Tutkun - Mihriban)

Abdurrahim Karakoç - Mihriban (Kendi Sesinden / Türkü ; Şükriye Tutkun - Mihriban)

MİHRİBAN ABDURRAHİM KARAKOÇ eser; Abdurrahim Karakoç seslendiren; Abdurrahim Karakoç Sarı saçlarına deli gönlümü, Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. Ayrılıktan zor belleme ölümü, Görmeyince sezilmiyor Mihriban. Yâr, deyince kalem elden düşüyor; Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor. Lâmbada titreyen alev üşüyor... Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. Önce naz, sonra söz ve sonra hile... Sevilen, seveni düşürür dile. Seneler, asırlar değişse bile, Eski töre bozulmuyor Mihriban. Tabiplerde ilâç yoktur yarama; Aşk deyince ötesini arama Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut cizilmiyor Mihriban. Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne; Kar koysam köz olur aşkın külüne... Şaştım kara bahtın tahammülüne; Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban. Tarife sığmıyor aşkın anlamı; Ancak çeken bilir bu derdi, gamı. Bir kördüğüm baştan sona tamamı... Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.

nothing at of , which is


4. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, on iki cm yerinden oynadı sen bana bir cm bile yaklaşmadın! (Behzat Ç)

Dünyanın ekseni kaydı Behzat, on iki cm yerinden oynadı sen bana bir cm bile yaklaşmadın! (Behzat Ç)

Savcı Esra: Niye geldin? Behzat: Sen niye ağladın? Savcı Esra: Geçti gitti boş ver.. Behzat: Çık çık çık… Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın? Savcı Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba. Behzat: Hee. Savcı Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım… Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum. Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum. Savcı Esra: Bilmiyorsun… Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat? Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben. Savcı Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir bok bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın… Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir bok olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle. Savcı Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım.

nothing at of , which is


5. ölülerin nabzı çok hızlı atar, ben bunu şahsi tecrübemden biliyorum!

ölülerin nabzı çok hızlı atar, ben bunu şahsi tecrübemden biliyorum!

ALT YAPI; @seramed Güneşin Oğlu / Onur Ünlü - devlere inanır mısın? + devlere mi? - hani masaldaki yaratıklara, şu insanlardan yüz kat daha büyük kötü kalpli yaratıklar.. bunlardan iki tanesi, karı-koca bunlar, bi gün evde oturuyorlar, adamın karnı acıkıyor. karısına diyor ki “kalk bana yiyecek bişeyler hazırla!” kadın da evde, tembelin teki. bi şeyler hazırlamak yerine gidiyor kocasına bir paket kraker getiriyor. paketin içi insan dolu. erkek de bi bakıyor pakete “bunlar ne?” diyor. kadın da diyor ki: “hayır hayır krakerleri”. “hayır hayır krakerleri mi, o da ne?” diyor erkek de. açıyor paketi iki tane insan atıyor ağzına. o sırada insanlar bağırıyor tabi: “hayır hayır hayır!” işte böyle.. bi gün bi şölene davet edilirsin, sonra oraya vardığında bakarsın ki yemek listesinde adın yazılı. + .. - ya şule, sen marilyn monroe’nun altı ayak parmağı olduğunu biliyo muydun? + demek norma anormaldi? - norma kim ya? + norma jeane baker, marlyn monroe’nun gerçek adı. - bilmiyodum. + ikinci dünya savaşının bittiğini biliyo muydun peki? - kendimi aptal durumuna düşürme biçimlerimin bi listesini yapsam iyi olacak galiba.. + kafana takma, nasıl olsa bi ölüden bahsediyoruz. ölüler arkalarından konuşulmasına pek aldırış etmezler. - biliyorum, bi de ölülerin nabzı çok hızlı atar. ben bunu şahsi tecrübemden biliyorum. + saçmalıyosun. gerçekten saçmalıyosun. - ama yapılan işin saçmalığı seyirci sayısıyla doğru orantılıdır. + .. - şule.. sen aslında iyi bi kızsın, neden bi insanın ölmesini istedin? + yine mi aynı mevzu. elli kere konuştuk ya alper. cahide boşanmaya yanaşmıyor, ama benim bu çocuğu doğurabilmem için seninle evlenmem gerekiyor. - hamilesin sen? + ne demek bu şimdi? - ama ben seni buraya öldürmek için getirmiştim.. + alper noluyo allah aşkına ya? - olan şu. ben yolun sonuna geldim. ben gidiyorum. eski halime dönemeyeceğime göre hiç değilse sahip olmak istediğim şeyin kendi olayım dedim, o da sen oluyosun. + alper, yine mi cinler geldi? - gelen giden bi şey yok, korkma. ama sen hamileysen ben seni öldüremem. neden biliyo musun? henüz anne olmaya hazır değilim. şule.. gitmeden önce son bi şey isteyebilir miyim senden? son bi şey yapar mısın benim için? + tamam, peki. yapıcam. - bi kere, tek bi kere seni seviyorum der misin? + .. - seni seviyorum de.. + .. - seni seviyorum de lan! + ya seni seviyorum be. - yalan söylüyosun..

nothing at of , which is


6. "Belli senin şiir falan okuduğun yok. Eğer şiir okusaydın bilirdin ki âşık adam sınanmaz."

"Beş Şehir" Filminden Bir Sahne Onur Ünlü'nün senaryo ödüllü "Beş Şehir" filminde Şevket aşık olduğu kızla tanışıp Yunus Emre'nin "sevdiğimi demez isem sevmek derdi beni boğar" dizelerini diyerek onunla konuşuyor. " Belli senin şiir falan okuduğun yok. Eğer şiir okusaydın bilirdin ki âşık adam sınanmaz." (Beş Şehir| 2009) "Yunus büyük şair be.." Bence Ah Muhsin Ünlü de:

nothing at of , which is


7. Sezai: "Çocuklar babalardan önce ölmesin Metin! Sırayla olsun her şey" (Kardeş Payı)

Sezai:

Hayatımda ilk defa bir babanın ölümünden sonra gelişen olayların bu kadar gerçekçi anlatıldığını gördüm. Haber vermek için dayıların amcaların aranması, başın sağolsun telefonları, ölüm sonrası aile pskolojisi, mahallelilerin yardımları ilgileri, evin en büyüğünün ne kadar kötü durumda olursa olsun dik durma çabaları herşeyiyle mükemmel bir bölümdü Sezai: "Çocuklar babalardan önce ölmesin Metin! Sırayla olsun her şey."

nothing at of , which is


8. + Yazarım sana.. - Yazma. O zaman bekliyor insan. (Vizontele Tuuba)

+ Yazarım sana..  - Yazma. O zaman bekliyor insan. (Vizontele Tuuba)

- Yazarım sana… - Yazma. O zaman bekliyor insan. Ee buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. Kalan da bekliyor ama bazen çok uzun bekliyor. Yani hani mesela zannediyorsun ki bir yoldan birisi gelecek. Boş uzun bir yol… Devamlı ona bakıyorsun. Sonra kimse gelmiyor. Yazma boşver…

nothing at of , which is


9. Yasemin biliyorum ben seni hiç haketmiyorum ama kimler neyi hak ediyorki? / Sen Aydınlatırsın Geceyi

Yasemin biliyorum ben seni hiç haketmiyorum ama kimler neyi hak ediyorki? / Sen Aydınlatırsın Geceyi

Yasemin, geldim ben! Ordasın demi kaçıyon benden gitme Yasemin kurtulucaz bütün dertlerden. Geliyorum yanına, uçucaz yine birlikte. O kadar seviyorum ki seni Yasemin; Geliyorum yanına. Yasemin! Biliyorum ben seni hiç haketmiyorum ama kimler neyi hak ediyor ki? Bu kadar şey kimin? Bütün bu topraklar, ağaçlar, kuşlar? Bütün bunlar kimin için? Kimin bütün bunlar? Biz bu herşeylerin neresin de yaşıyoruz Yasemin? Ortasındamıyız, kıyısındamı, altındamı, üstündemi nerelerin de duruyoruz biz? Bunları hiç bilmiyorum ben, yanına geliyorum Yasemin. Seni o kadar çok seviyorum, o kadar çok seviyorum ki geliyorum yanına. Duruyon demi orda bekliyon demi beni. Onur Ünlü'den "Sen Aydınlatırsın Geceyi"

nothing at of , which is


10. Yarayla alay eder yaralanmamış olan. / Sen Aydınlatırsın Geceyi

Yarayla alay eder yaralanmamış olan. / Sen Aydınlatırsın Geceyi

Onur Ünlü'den "Sen Aydınlatırsın Geceyi" Vokal: Mehmet Erdem Söz: Ülkü Alper Müzik: Atahualpa Yupanqui Düzenleme: Alper Atakan Keman & Akordeon: Özge Metin Kontrbas: Raim Paksoy Klasik Gitar & Piyano: Alper Atakan Kayıt & Mix & Mastering: Alper Atakan

nothing at of , which is


11. Hiç olmasaydık ya biz? (Sen Aydınlatırsın Geceyi Edit)

Hiç olmasaydık ya biz? (Sen Aydınlatırsın Geceyi Edit)

Hiç olmasaydık ya biz? / Sen Aydınlatırsın Geceyi beatmaker; sezerkundakci - Sis (Melankolik Beat) a little old -Hani geçen kuşu vurdun ya sen -Ne kuşu la -Ava gittiydik ya hani? -Heee. Keklik avına. -Vurdun ya sen onu orda. -Heee. Vurdum -O kuş hani vardı da.. yok ya artık -Ha yok sattım ben onu Nejat Abiye -Yok ya şimdi burda Annemlerde yok, kardeşlerim vardılar da hep yoklar ya şimdi. -Heeee yoklar -Biz burdayız, sen varsın bunlar da var. duruyoruz ya böyle! Hiç olmasaydık ya biz. Ne olacaktı ozaman? -Nasıl lan! -Sen hiç olmasaydın? -Heee -Bu dünyalar hiç gelmemiş olsaydın, bütün bu şey, bunlar şu bu bilemicektin ya -Eeee -Ne olacaktı o zaman? -Ne ne olacaktı (güler) ne nolcaktı lan! olmasaydık ne olcaktı olmayacaktık. (daha çok güler)

nothing at of , which is


12. Beni neden sevmedin? (Leyla ile Mecnun Edit)

Beni neden sevmedin? (Leyla ile Mecnun Edit)

alt yapı; soundcloud.com/longabeats parça; Longa Beats - Tehlikeli Oyunlar

nothing at of , which is


13. Bu hayatta herkesin bir derdi var Cemal benimki de bu Ölemiyorum be! (Sen Aydınlatırsın Geceyi Edit)

Bu hayatta herkesin bir derdi var Cemal benimki de bu Ölemiyorum be! (Sen Aydınlatırsın Geceyi Edit)

altyapı; Şambaba - Kamer Dünya Düşü Bu hayatta herkesin bir derdi var cemal. Benimki de bu. Ölemiyorum be amına koyayım. İyi bir şey sanıyorsun de mi? Herkesler öyle sanıyor. ama gel bir de bana sor? En berbat tarafı ne biliyon mu? Hiç kimseden hiçbir şeyden korkun kalmıyor. Ar damarı çatlıyor adamın. Doğru ne yanlış ne hey şer karışıyor kafanda. Bu amına koduklarım 100 sene önce neye inandıkları bilsen çok gülersin. 100 sene sonra neye inancaklar onu da biliyor olcem. Ya, her şeyleri biliyom ben cemal. He her şeyleri bilmek ile hiçbir şey bilmemek aynı. Odun gibi oluyon. Onun için çok fazla kurcalama meseleleri. Elinde sonunda ölecek birisin. Bu dünyanın dertleri çözmeye imkan yok.

nothing at of , which is


14. "Sevgililer… Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır." / Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

"Sevgililer… Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır." Suat: Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi. O kadar mektup gönderdim, insan bir cevap yazar. Benim günahım ne be abi? Hacı: Bak koçum belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmeten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer… Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır. Bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor hepsi kalır. Ama inan, yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. Ama öyle değil… Ne kadar acı çekersen çek, şunu hiç unutma: Çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer… Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya; ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına. Suat: Beni çok derin kazıdılar abi. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

nothing at of , which is


15. Mixed Neşet Ertaş Dub (Bozkırın Tezenesi)

Mixed Neşet Ertaş Dub (Bozkırın Tezenesi)

Mixed Neşet Ertaş Dub (Bozkırın Tezenesi) playlist Waltvillon - Ballad of A True Legend Kakafoni - Bozlak Dub Huso K. - Neset Ertas | Amanin LEyla LEyla (Huso K. remix) Dındırıdın - Neşet Nene Hatun - Garip Koleksiyoncu - Abdal Şambaba - Bilmem neden! ( Neşet Ertaş dub ) Kasvet Warlike - Seher Vakti Çaldım Yarin Kapısını Kamufle Instrumental (Neşet Ertaş 60's) Aman Giye Giye Eskitmişsin Alları

nothing at of , which is


16. böyle sevme kimseyi

böyle sevme kimseyi

Annem'e... Yazı ;Kemal Hamamcıoğlu Performans: Gonca Vuslateri ALTYAPI; @vyslclk ... Çamurlu pencere kendi kendini yıkıyor. Çiçekler kendi kendine çürüyor demir balkonda. İçerden yetişemiyorum dışarı. Yukarıdaki külüyle sardunyaları yakıyor yaz kış.Yetişemiyorum hiç yukarı... Yukarıdaki hep hızlı. Sardunyaları yakıyor yaz kış. Yetişemiyorum, alnımı tokatlıyorum hızlı hızlı… Uzay boşluğundan daha geniş alnım benim. Yıldız çaktığı falan da yok. Kayan sadece göğüs kafesinde dikişsiz bir nefes.Yersiz, otuz küsur nefes. Peki ayaktaki fotoğrafların boyu mu kısalıyor, sesi mi az duyuluyor mesafe yaklaşırken? Alıştığın sesleri kısalırken meşgule alma. Kısa kesme. Bir kez olsun, çok özledim de. Yanaklarım yere sarkarken, kısalan bir omuza nerden sarılacağım? Onu da desene. Bir bok bilmiyorsun! Hep akıl veriyorsun hızlı hızlı. Bence aya hiç çıkılmadı. Işık hızında hiçbir ses ulaşmadıyukarı. Bir balkon, bir de alnım var. Kara deliklerse demir balkondan sarkıyor. Balkona çıkmadıkça, aya hep küllerin düşüyor. Bu sabah sırf bu yüzden inat ettim uyumadım. Yoldan çaldığım sardunyayı yoğurt kabına bıraktım. Çamurlu pencereden uzanıp ona yer açtım. Aşağı doğru uzattı hemen yüzünü. Can suyu verdim, suyun yarısı aşağı aktı hemen. Sonra balkona sırtımı döndüm. Yine. Yine duvarı seyrediyorum. Kısalan bir omuza nerden sarılacağımı hala bilmiyorum. Ama bundan fazlasını ay seninken biliyorum. Biliyor musun? Hiç yetişemiyorum yukarı... Hiç rüya. Kabul. Bir tek alnımı tokatlıyorum hızlı hızlı. Bir tek fotoğrafsız duvarı seyrediyorum. Bir tek annemi seyrediyorum. Ben onu çok seviyorum! Sen de bir tek külünü tut şimdi. Sonra siktir git. Böyle sevme kimseyi...

nothing at of , which is


17. bize ne oldu?

bize ne oldu?

ALT YAPI ; @seramed lütfen söyler misin bana: bize ne oldu? Özür dilerim. Size bir şey sorabilir miyim? Hayat neden bu kadar zalim? İnsanlar! İnsanlar neden bu kadar zalim? Yaşamak neden bu kadar zor ve neden bu kadar güzel? Ve vazgeçilmez? Peki, insanların birbirini anlamamak için bu büyük çabası neden? Karım! Karım bana çok kızıyor. Ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. İstediği gibi bir adam olamadığım için. Çocuklarım! Çocuklarım da bana… çok kızıyor. Onlara bilgisayar, elbise, ayakkabı alamadığım için .Patronum. Patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu günün her saatinde bana hatırlatıyor. O da bana çok kızıyor. Çünkü ona çok para kazandıramadığım için. Dostlarım, akrabalarım, arkadaşlarım! Beni adam yerine bile koymuyorlar. Onlar da bana kızıyor. Onların istediği gibi bir adam olmadığım için. Onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç veremediğim için. Onlara ayak bağı olduğum için. Onların eğlendiği gibi eğlenemediğim için. Devlet! Devlet de bana kızıyor. Daha çok vergi veremediğim için. Arada bir “Ne oluyor?” diye sorduğum için. Yanlış partiye oy verdiğim için. Biliyor musun? Her tarafım kanıyor. Acılar içindeyim. Düşünüyorum, onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum ama beceremiyorum.Dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma, “Üzgünüm” diyorum, “Sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için özür dilerim” diyorum, duymuyorlar. Acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi anlatıyorum, dinlemiyorlar. Ben… Ben, “bana yardım edin” diyorum, kaçıyorlar. “Gelin biraz konuşalım” diyorum, masayı terk ediyorlar. “Ölüyorum ben” diyorum, “Ne zaman öleceksin” diye soruyorlar. Lütfen bana söyler misin? Ne oldu? Bize ne oldu? Eskiden böyle değildi. Şimdi ne oldu? Neden insanların artık birtakım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanları yok? Neden bu kadar hızla koşuyorlar? Neden bir an bile olsun durup, hayatın, insanın, evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar? Ben acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar? Benim bütün bu düşlerim, arzularım, hayata dair imdat çığlığım onlara neden sahte geliyor? Sahici gelmiyor, samimim gelmiyor, neden? Neden? Neden, söyle bana. Neden? Ne olur bana yardım et. Yardım et bana. Lütfen… Lütfen…Neden beni bu halimle kabul edip, aralarına almıyorlar? Neden beni sevmeleri için inanmadığım halde sürekli onların ilgisini çekip onlarla konuşmak zorundayım? Neden onların arasında bencil olmak zorundayım? Neden varolabilmek için rekabet etmek zorundayım? Lütfen… Lütfen bana yardım et. Bana hayatta yaşamın sırrını söyle. Bak, biliyorsan o yolu, bana göster, lütfen. Çünkü ben artık yalnız yaşamak istemiyorum. Bana hayatta yaşayabilmem için güç ver. Neden ben hayatta yaşamayı beceremiyorum, lütfen bana yardım et. Özür dilerim, inanın özür dilerim. Beni bağışlayın. Kendi derdimle sizi üzdüm. Özür dilerim… Özür dilerim… Özür dilerim… - Alinin Sekiz Günü

nothing at of , which is


18. ulus baker feat. neşet ertaş - psychedelic kum güzeli

ulus baker feat. neşet ertaş - psychedelic kum güzeli

Altyapı: Neşet Ertaş-Hata Benim @zaxisofficial / Stand Out Okuma: ESER GÖKAY En elde edilmemiş şiirdin sen. Kuşluk vakti yazılanlardan... Bıkkın bir rahibin, bir sabah, yorgun bir vezirin akşamın alacakaranlığında muhtemelen yazacağı... Masadan doymadan kalkmış gibi okunmalı... güzelsin... Uzaktan zor seçilebilir bir harf... Hayır hayır! Şimdi anlıyorum... Gizli bir rakam, Kabala'dan... kumun üzerine çizilen... Çöldeyiz ve başka bir yerde değiliz... ama güzelsin... Dansederken göğüsleri sallanan kadınlardan, karadelikleri saatlerce uçuşup duranlardan, sessiz sitemleri kargaşada bile belli olanlardan tırsma öyle kolay kolay... Öyleyse bu bir nasihat... çünkü güzelsin... Onlar bitecekler: Çizgi roman gibi kolayca, tatile çıkarken boşanan yağmur gibi apansız, menemen pişirmek gibi aceleyle... hâlâ güzelsin... İskemle hasır ve ayaklarında yatay, ayaklarını dizlerini böğrüne çekmeye razı olarak basabileceğin yatay tahta çubuklar... Rahatına düşkün keyiften uzak Osmanlı "effendi"sinin (ephendi?) garip kahvehane illeti bu iskemleler... Otur o illete gerçekten, çekinmeden, sereserpe... orada güzelsin... Yılgın geçilir sokaklardan, kuş gibi değil, işportacı kertenkeleler gibi de değil... Ağır aksak, akşam dörtten sonra yaz günü... Akşam mı? O kayıtsızdır... Bildiği gibi değişir, geçer, gider... güzelsin... Kes kulakları, geçir bir sicime... Ama kaybetme... Başka ne göstereceksin savaşa dair? Kara delikler işitmiş bu öyküyü... Islanarak... Ama güzeller... Kalp kalbe karşı... Bir arkadaşın evinde... Çiçekmiş... Hemen uzmanı geçindim. Ah! O güneş ister. Ah! Bol su asla olmaz. Oysa hiç anlamam çiçekten... Devetabanını pazı sanabilirim... Neden yaptım bunu? Çiçeğin adı sardı beni... Çünkü güzelsin... Sözlerine delik kulağım... Özürlere sağır... Kör bir kuyu olacağım... Sen ise, güzelsin... Güzel sözcüğünü senden başkasına lâyık göremem... Ama bir önceki cümlede görmüş olabilirim... Aldırma, güzelsin... Mikroskop mucidi Leeuwenkoek dostu ressam Vermeer'e "su böyle işte ve başka türlü değil" demiş... Bir öpüş damlasında milyarlarca gözle görülmez yaratık... Ressamın tarafını tutuyorum... Çünkü, güzelsin... Birkaç tel beyaz... Bizi gazlamaz... Sakınmazsın görüntünü, biliyorum... Çünkü güzelsin... Mikroskopun mucidi Leeuvvenhoek, aynı günde doğdukları, hep komşuluk yaşadıkları dostu ressam Vermeer'e bir su damlası gösterip, "su işte böyle ve değil başka türlü" demiş... Bir öpüş damlasında kanyuvarları... Mucidin tarafım tutsam da... Sen güzelsin... Teleskopla bulamadım... Mikroskopla bulacağım... Ayın yüzeyinin de bir dokusu var elbet... Gözenekler, sivilceler... Onlarla çok güzelsin... Neo-liberalizm, ruhçuluk, tarikat, entellektüel, ordu, çok-insansız şirketler, öykü yazarları, kestaneyi çizdirenler, uzaktan bakanlar, Şemdinliler, tavşan falcıları, kurban sömürgenleri, onmaz kuşkuculuk, araba tamircileri, taksitle alın tutkumu, hadi... Kazık ve pazarlık... Ama son kumarım sensin... Sen, güzelsin... Sen, güzelsin... Kuraldışı... Bastıbacak... Minicik... Ama sen, güzelsin... Kapımın eşiği, gözümün bakışı, son ruhsal tatil, duruşum, bozuluşumsun... Pazarlık etmem... Markette yoksun... Reklamın yok! Gerçekten... Güzelsin... Kedi sakladım senden, öykü sakladım, belki bunu da saklayacağım... İhanet... Ama sen, güzelsin... Ruhumu saran sacayağı, gözümün bağı, son ruhsal kaatil, ölümüm, mahvoluşumsun... Cazgırlık etmem... Gönlünde yokum... Aşkımız, yok! Gerçekten... Güzeldin...

nothing at of , which is